Manevi Bir Not
"Dua, kulun Rabbine en yakın olduğu andır. Allah, ettiğiniz ve edeceğiniz tüm duaları dergahında kabul buyursun. Gününüz aydın, işleriniz asan olsun."
Manevi Bir Not
"Dua, kulun Rabbine en yakın olduğu andır. Allah, ettiğiniz ve edeceğiniz tüm duaları dergahında kabul buyursun. Gününüz aydın, işleriniz asan olsun."

Bereket duası: Hz. Peygamber'in (s.a.v.) öğrettiği rızık ve mal bereketi için 7 sünnet dua, sabah-akşam zikirleri ve hadis kaynaklı bereket adâbı.
Bereket duası, evde, malda, rızıkta ve günlük amellerde Allah’tan bereket talep eden mü’minin okuduğu sünnet duâ ve adâbın bütünüdür. “Bereket” Arapça “hayrın artması, devâm etmesi” demektir. Maddi mal ne kadar fazla olsa da bereket olmazsa eriyip biter; ne kadar az olsa da bereket varsa kâfîlik gelir. Bu rehberde Hz. Peygamber’in (s.a.v.) sahih hadislerle öğrettiği 7 sünnet bereket duâsını Arapça asıl, TDK uyumlu transkripsiyon, Türkçe meal ve hadis kaynaklarıyla bulacaksınız.
Bereket duası, Allah’tan helâl rızıkta, ailede, zamanda ve yapılan işlerde hayrın artmasını istemektir. Kur’an’daki “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru” duası (Bakara 2/201), dünya ve âhiret hayrını birlikte isteyen kaynaklı bir duadır. Belirli bir metnin kesin zenginlik sağlayacağı ileri sürülemez.
Kaynak: Bakara Suresi 201. ayet
Hz. Peygamber (s.a.v.) bereketin somut sebeplerini şöyle tanımlamıştır: “Doğrulukla anlaşan iki kimse, alış-verişlerinde ayrılmadıkça bereketlenir; gerçeği gizler veya yalan söylerlerse, alış-verişlerinin bereketi mahvedilir.” (Buhârî, Buyû’ 2079; Müslim, Buyû’ 1532)
Allah Teâlâ buyurur:
“Eğer o memleketlerin halkı iman edip de takvâya sarılsalardı, elbette üzerlerine gökten ve yerden nice bereketler indirirdik.” (A’râf sûresi, 96)
Sahr el-Ğâmidî (r.a.) anlatıyor: Resûlullah (s.a.v.) buyurdu: “Allahım, ümmetimin sabah erken vaktine bereket ihsan eyle.” Resûlullah (s.a.v.) bir kafileyi gönderdiğinde gündüzün başında gönderirdi. Sahr bir tüccardı; ticarî kafilesini gündüzün başında gönderirdi ve malı çok arttı. (Tirmizî, Buyû’ 1212; Ebû Dâvûd, Cihâd 2606 — hasen-sahîh)
Arapça: اللَّهُمَّ بَارِكْ لِأُمَّتِي فِي بُكُورِهَا
Okunuşu: “Allâhumme bârik li-ümmetî fî bükûrihâ.”
Anlamı: “Allahım, ümmetimin sabah erken vaktine bereket ihsan eyle.”
İbn Abbâs (r.a.) anlatıyor: Resûlullah (s.a.v.) yemek yerken ve içerken bu duayı okurdu (Tirmizî, Daavât 3456):
Arapça: اللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِيمَا رَزَقْتَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
Okunuşu: “Allâhumme bârik lenâ fîmâ razektenâ ve kınâ azâbe’n-nâr.”
Anlamı: “Allahım, bize verdiğin rızıkta bereket ihsan eyle ve bizi cehennem azâbından koru.”
Ebû Hüreyre (r.a.) anlatıyor: Resûlullah (s.a.v.) evlenen kişiye şu sözle dua ederdi (Tirmizî, Nikâh 1091; Ebû Dâvûd, Nikâh 2130):
Arapça: بَارَكَ اللَّهُ لَكَ، وَبَارَكَ عَلَيْكَ، وَجَمَعَ بَيْنَكُمَا فِي خَيْرٍ
Okunuşu: “Bârekellâhu leke, ve bâreke aleyke, ve cemea beyneküma fî hayr.”
Anlamı: “Allah sana bereket versin, üzerine bereket indirsin ve sizi hayırda birleştirsin.”
Enes b. Mâlik (r.a.) anlatıyor: Annesi Ümmü Süleym (r.anhâ), Resûlullah’a (s.a.v.) Enes’in hizmetçi olmasını arz etti. Hz. Peygamber (s.a.v.) ona şöyle dua etti (Buhârî, Daavât 6378; Müslim, Fadâilü’s-Sahâbe 2480):
Arapça:
اللَّهُمَّ أَكْثِرْ مَالَهُ وَوَلَدَهُ، وَبَارِكْ لَهُ فِيمَا أَعْطَيْتَهُ
Okunuşu: “Allâhumme eksir mâlehû ve veledehû, ve bârik lehû fîmâ a’taytehû.”
Anlamı: “Allahım, malını ve çocuklarını çoğalt; verdiklerinde de bereket ihsan eyle.”
Enes (r.a.) söyler: “Vallâhi, malım çoğaldı, çocuklarım ve torunlarım bugün yüzü aşkındır.”
Allah Teâlâ buyurur:
“Evlere girdiğinizde, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak kendinize selâm verin.” (Nûr sûresi, 61)
Enes (r.a.) anlatıyor: Resûlullah (s.a.v.) bana: “Yavrucuğum, ailenin yanına girdiğinde selâm ver; bu sana ve evine bereket olur.” buyurdu. (Tirmizî, İstizân 2698 — hasen)
Arapça: السَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ
Okunuşu: “Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berakâtüh.”
Anlamı: “Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.”
Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur: “Kim rızkının bereketlenmesini ve ömrünün uzatılmasını isterse, akrabalarıyla bağını sıkı tutsun.” (Buhârî, Edeb 5985; Müslim, Birr 2557)
Sıla-i rahim duâsı:
Arapça: اللَّهُمَّ صِلْ مَنْ وَصَلَنِي، وَبَارِكْ لِي فِي رَحِمِي
Okunuşu: “Allâhumme sıl men vasalanî, ve bârik lî fî rahimî.”
Anlamı: “Allahım! Beni gözeten akrabalarımı gözet ve akrabalarım hakkında bana bereket ihsan eyle.”
Hz. Nuh (a.s.) kavmine seslenmiştir:
“Rabbinizden bağışlanma dileyin; çünkü O çok bağışlayıcıdır. (Bağışlanma dilerseniz) üzerinize gökten bol yağmur indirir, mallar ve oğullar vererek size yardım eder, sizin için bahçeler yaratır, ırmaklar akıtır.” (Nûh sûresi, 10-12)
İstiğfâr formülü: “Estağfirullâhe’l-azîme’llezî lâ ilâhe illâ huve’l-Hayyu’l-Kayyûmu ve etûbu ileyh.” (Allah’tan, kendisinden başka ilâh olmayan Hayy ve Kayyûm olan azîm Allah’tan af diler ve O’na tövbe ederim.)
Bereket duâlarıyla birlikte Rızık Duası, Şükür Duası ve Sabah Akşam Ezkârı da rutin olarak okunmalıdır.
Günlük ve haftalık rehberler: Cuma bereket duası örneklerini ve evden çıkarken okunacak sahih duayı kaynaklarıyla okuyabilirsiniz.
Evet. Yukarıdaki duâlar hadis kaynaklı kısa zikirlerdir; abdest şartı taşımaz. Ancak abdestli okumak müstehâbdır.
Eve girerken selâm vermek (Nûr 61), Bakara sûresinin son iki âyetini gece okumak (Buhârî, Tefsir 5009), Mülk sûresini her gece tilâvet etmek (Tirmizî, Fadâilü’l-Kur’ân 2891), evde namaz kılmak (Müslim, Müsâfirîn 778) — bunlar evi mânevî bereketle doldurur.
Bereket azalmasının üç sebebi şunlardır: (1) Haram lokma, (2) Sadakanın eksilmesi, (3) Akraba ile bağın koparılması. Bu üçünü düzelten kişinin rızkı ve ömrü Allah’ın izniyle bereketlenir. (Buhârî 5985)
Sabah erken vakit (fecirden sonra) ve seher vakti (gecenin son üçte biri). Hz. Peygamber’in (s.a.v.) “Allâhumme bârik li-ümmetî fî bükûrihâ” duâsı bu vakti kapsar; ayrıca “Rabbimiz her gece dünya semâsına iner” hadisi (Buhârî 1145) de seher vaktini bereketlendirir.
Hz. Peygamber (s.a.v.) yemekten sonra: “Elhamdü lillâhillezî et’amenâ ve sekânâ ve cealenâ müslimîn.” (Bizi yediren, içiren ve Müslüman kılan Allah’a hamdolsun.) (Ebû Dâvûd, Et’ime 3850; Tirmizî, Daavât 3457)