Manevi Bir Not
"Dua, kulun Rabbine en yakın olduğu andır. Allah, ettiğiniz ve edeceğiniz tüm duaları dergahında kabul buyursun. Gününüz aydın, işleriniz asan olsun."
Manevi Bir Not
"Dua, kulun Rabbine en yakın olduğu andır. Allah, ettiğiniz ve edeceğiniz tüm duaları dergahında kabul buyursun. Gününüz aydın, işleriniz asan olsun."

Kabir ziyareti duası ve adâbı: 'Esselâmü aleyküm yâ ehled-diyâr…' — Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Bakîʻ kabristanında okuduğu dua ve sünnete uygun ziyaret rehberi.
Kabir ziyareti duası, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Bakîʻu’l-Garkad mezarlığında ashâbına ve sonraki nesillere öğrettiği selâmlama duâsı ile birlikte ölüler için yapılan istiğfâr ve rahmet duâlarının bütünüdür. Resûlullah (s.a.v.) bir dönem yasakladığı kabir ziyaretini sonra şu sözlerle açıkça emretmiştir: “Ben size kabir ziyaretini yasaklamıştım; artık ziyaret edin, çünkü o âhireti hatırlatır.” (Müslim, Cenâiz 977) Bu rehberde sünnete uygun ziyaret duâsını, adâbı ve ölüler için yapılan hayırlı amelleri sahih hadis kaynaklarıyla bulacaksınız.
Kabir ziyareti, mü’min için üç yönlü bir ibadettir:
Allah Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de sâlih mü’minleri vasıflarken şöyle buyurur:
“…ve onlardan sonra gelenler şöyle derler: ‘Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla; iman edenlere karşı kalplerimizde bir kin bırakma. Rabbimiz! Şüphesiz Sen Raûf ve Rahîm’sin.'” (Haşr sûresi, 10)
Hz. Âişe (r.anhâ) anlatıyor: Resûlullah (s.a.v.) gecenin son vaktinde kalkar, Bakîʻu’l-Garkad’a (Medîne mezarlığına) gider ve şu duayı okurdu (Müslim, Cenâiz 974):
Arapça:
السَّلَامُ عَلَيْكُمْ يَا أَهْلَ الدِّيَارِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُسْلِمِينَ، وَإِنَّا إِنْ شَاءَ اللَّهُ بِكُمْ لَلَاحِقُونَ، أَسْأَلُ اللَّهَ لَنَا وَلَكُمُ الْعَافِيَةَ
Okunuşu: “Esselâmü aleyküm yâ ehled-diyâri mine’l-mü’minîne ve’l-müslimîn, ve innâ in-şâallâhu bikum le-lâhikûn, es’elullâhe lenâ ve lekümü’l-âfiyeh.”
Anlamı: “Selâm size, ey bu yurdun mü’min ve müslüman halkı! İnşâallah biz de size kavuşacağız. Allah’tan bizim ve sizin için âfiyet dilerim.”
Aynı rivayetin devamında Hz. Peygamber (s.a.v.) şu duayı da okurdu (Müslim, Cenâiz 974):
Arapça:
اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِأَهْلِ بَقِيعِ الْغَرْقَدِ
Okunuşu: “Allâhumme’ğfir li-ehli Bakîʻi’l-Garkad.”
Anlamı: “Allahım! Bakîʻu’l-Garkad halkını bağışla.”
Mü’min, ziyaret ettiği mezarlığın adına göre bu duayı uyarlayabilir: “Allâhümme’ğfir li-ehli hâze’l-makber” (Allahım, bu kabristan halkını bağışla).
Süleymân b. Bureyde (r.a.) babasından nakleder: Resûlullah (s.a.v.) ashâbına kabir ziyaretine gittiklerinde okumalarını öğrettiği duâ (Müslim, Cenâiz 975):
Arapça:
السَّلَامُ عَلَيْكُمْ أَهْلَ الدِّيَارِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُسْلِمِينَ، يَرْحَمُ اللَّهُ الْمُسْتَقْدِمِينَ مِنَّا وَالْمُسْتَأْخِرِينَ، وَإِنَّا إِنْ شَاءَ اللَّهُ بِكُمْ لَلَاحِقُونَ
Okunuşu: “Esselâmü aleyküm ehled-diyâri mine’l-mü’minîne ve’l-müslimîn, yerhamullâhu’l-müstakdimîne minnâ ve’l-müste’hirîn, ve innâ in-şâallâhu bikum le-lâhikûn.”
Anlamı: “Selâm size, ey bu yurdun mü’min ve müslüman ahâlîsi! Allah, bizden önde gidenlere de, sonra geleceklere de rahmet eylesin. İnşâallah biz de size kavuşacağız.”
Arapça:
رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا
Okunuşu: “Rabbi’rhemhümâ kemâ rabbeyânî sağîrâ.”
Anlamı: “Rabbim! Onlar (anne-babam) beni küçükken nasıl yetiştirdilerse, Sen de onlara öyle merhamet eyle.” (İsrâ 24)
Ölülerin arkasından okunması tavsiye edilen sûreler için: Yâsîn Sûresi ve Mülk Sûresi: Kabir Azâbından Koruyan Şefaatçi Sûre. Ölünün affı için ayrıca Tövbe Duâsı ve Sabah Akşam Ezkârı okunabilir.
Cumhûr-u ulemâ, kadınların edep ve vakar ile kabir ziyareti yapabileceğini, hatta müstehâb olduğunu kabul eder. Hz. Âişe (r.anhâ) ve diğer hanım sahabîler kabir ziyareti yapmıştır. Yasağı bildiren bazı rivayetler ise “sıkça giden, taşkınlık yapan” kadınlara mahsustur. Edebli, ölçülü ziyaret tüm mü’minler için açıktır.
Cumhûr-u ulemâ (Hanefî, Şâfiî, Mâlikî mezhepleri) kabir başında Kur’ân okumayı müstehâb sayar. Hanbelî mezhebinin bir görüşünde ise nâfile sayılmıştır. Türk-İslâm geleneğinde Yâsîn, Mülk ve Fâtiha okumak, sonra sevabını ölüye bağışlamak yaygın ve meşrû bir uygulamadır.
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) bir kabrin yanından geçerken yaş bir hurma dalını ikiye bölüp birini başucuna birini ayakucuna diktiği rivayet edilmiştir (Buhârî, Cenâiz 1361). Bu hadise dayanan ulemâ, kabirlere çiçek koymanın bid’at olmadığını ve mahzursuz bir teberrük olduğunu söylemiştir. Asıl olan ölü için duâ ve istiğfârdır; çiçek bunun zâhirî bir sembolüdür.
Belirli bir süre yoktur. İhlâs ile selâm vermek, dua etmek, varsa Yâsîn-Mülk gibi sûreleri okumak, ardından ayrılmak yeterlidir. Sahabe ziyaretleri genellikle birkaç dakika ile 30 dakika arasıydı.
Mümeyyiz yaşa (~7 yaş) gelmiş çocukları, ölümün hatırlatıcı olması ve âhiret terbiyesi açısından kabir ziyaretine götürmek müstehâbdır. Bebekler ve çok küçük çocuklar için ise mahzuru bulunmamakla birlikte ihtiyaç dışında götürmek tavsiye edilmez (manen anlayamayacakları ortam).